JP Morgan, Titanik Faciasının Arkasında mı? Rekabetin Gölgesinde Yeni İddialar!

JP Morgan, Titanik Faciasının Arkasında mı? Rekabetin Gölgesinde Yeni İddialar!

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Titanik’in trajik batışıyla ilgili birçok teori, suçlu ve olası sebepler üzerine sayısız tartışma yapılmıştı. Kurtuluş senaryoları bile simüle edilerek, binlerce denemenin ardından yalnızca bir tanesinde başarı elde edilmişti. Geminin batışıyla ilgili pek çok şey konuşuluyordu. Peki, ya geminin batırılmasıyla ilgili yapılan spekülasyonlar? Komplo teorisi mi, yoksa gerçek bir hikaye mi? Titanik yolculuğu ve yaşanan olaylar, günümüzde dünyanın en önemli finans kuruluşlarından biri olan JP Morgan’ın adını da işin içine katıyor.

Henüz Titanik ve onun kardeşleri Olimpik ile Britannik’in inşası yapılmamışken, 1902 yılında JP Morgan bu önemli projeye dahil olmuştu. Bunu takiben, gemi batmadan önce yaşanan gelişmeler ve Joseph Bruce Ismay’in geminin batışından sonra yaptığı açıklamalar, JP Morgan’ın sürecin tam ortasında yer aldığını düşündüren detaylar içeriyor. 1912 yılında Titanik’in seferi, White Star Line’ın büyümesine ve rakipleri Cunard’a meydan okumasına zemin hazırladı. Ancak bu meydan okuma, aynı zamanda Titanik’in laneti ve sonrasında gelen tartışmaları da beraberinde getirdi.

Titanik’in 14 Nisan gecesi buz dağlarına çarpması, bazıları tarafından seferden günler önce çıkan yangınla ilişkilendiriliyordu. Yangın, geminin içindeki bazı bölümlerin yapısını zayıflatmış ve bu durum kazadan önce tartışmalara neden olmuştu. Olayın ardından, bu yangının bir suikast planının parçası olarak değerlendirilmesi de dikkat çekiciydi. Peki, JP Morgan bu hikayenin neresindeydi?

Titanik faciasının öncesinde başlayan yangın, gemi sefer halindeyken de devam etti. 5 numaralı kazan dairesindeki sorunlar, geminin sağ tarafında ciddi hasara yol açtı. Bu nedenle yolculuk sırasında gerekli dengeleme ayarları yapılmak zorunda kalındı. Buz dağıyla çarpışma sırasında, yangının etkisiyle su seviyesi hızla yükseldi ve yolcular yetersiz filikalara sığamayarak büyük bir facianın kurbanı oldular. İhmal ve kaza birleşerek trajediyi doğurmuştu.

JP Morgan açısından bakıldığında, 1902’de White Star Line’ın hisselerini satın alması, onun denizcilik alanındaki gücünü artırmıştı. Ancak bu güç, aynı zamanda rekabeti de beraberinde getirdi. Bazı komplo teorilerine göre, Morgan rakiplerini, yani Jacob Astor, Isidor Straus ve Benjamin Guggenheim’ı ortadan kaldırmak için Titanik faciasını planlamıştı. Bu üç milyonerin trajik ölümü, teoriyi daha da güçlendiriyordu.

Morgan’ın başlangıçta Titanik’te seyahat etmeyi planladığı ancak son anda fikrini değiştirdiği biliniyor. Bu durum, onun rakiplerinin yok olmasını istemesinin ardında yatan nedenlerden birinin, Federal Rezerv’in kurulmasına karşı çıkmaları olduğu iddialarını doğuruyordu. Morgan, Rothschild ve Rockefeller ile birlikte Amerikan hükümetine baskı yaparken, bu üç isim buna şiddetle karşı çıkmıştı. Sonuç olarak, Titanik faciası üzerine yapılan yorumlar, rekabetin ve güç mücadelesinin gölgesinde şekilleniyor.

Author: Murat Demir