Asistan Hekimlerin Çalışma Koşulları: İş Yükü, Nöbet Düzeni ve Tükenmişlik Sorunları

Mustafa Bilici, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu yazılı soru önergesiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan asistan hekimlerin çalışma koşullarını gündeme taşıdı. Hakan Kaplan’ın 7 Nisan 2026 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na yönlendirdiği önergede, artan iş yükü, uzayan mesai saatleri ve belirsiz nöbet düzeni dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı.

Hekimlik Dışı Görevler Tepki Çekiyor

Önergede belirtilen bilgilere göre, asistan hekimler yalnızca hasta muayenesi ve tedavi süreçleri ile sınırlı kalmayıp, sekreterya işlemleri, hasta taşıma ve yatak ayarlama gibi hekimlik mesleği dışındaki görevlerde de yer alıyorlar. Bu durumun, eğitim süreçlerini olumsuz etkilediği ve sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini düşürdüğü ifade edildi.

Fiziki Yetersizlik ve Malzeme Eksikliği

Hastanedeki sorunların sadece iş yüküyle sınırlı olmadığı belirtilirken, fiziki koşulların yetersizliği ve tıbbi malzeme eksikliklerinin de gündeme geldiği vurgulandı. Ayrıca, nöbet sonrası izin haklarının düzenli olarak kullandırılmadığına dair iddialar dikkat çekti.

Bazı Branşlarda İstifalar Artıyor

Önergede, özellikle belirli branşlarda istifaların arttığı ve eğitim rotasyonlarının aksadığına dair tespitler yer aldı. Bu durumun, genç hekimlerin mesleki geleceği ve sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından kaygı verici olduğu değerlendiriliyor.

Bakanlığa Önemli Sorular Yöneltildi

Mustafa Bilici, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’ndan bazı kritik sorulara yanıt istedi: Uzun mesai süreleri ve belirsiz nöbet uygulamalarının sebepleri nelerdir? Asistan hekimlerin eğitim süreçlerinde yaşanan yetersizlik iddiaları doğru mudur? Altyapı ve malzeme eksiklikleri için hangi adımlar atılacaktır? Nöbet sonrası izin hakları neden tam olarak kullandırılmamaktadır? Yaşanan sorunlar, Türkiye genelinde uzmanlık eğitimi sisteminin bir parçası mıdır?

Sorunlar Genel Yapıyı Etkileyebilir

Meclis’e taşınan bu mesele, genç hekimlerin çalışma yaşamında karşılaştıkları baskıları bir kez daha gözler önüne serdi. Dile getirilen sorunların yalnızca tek bir kurumla sınırlı olmadığı, uzmanlık eğitimi sisteminin genel yapısıyla birlikte ele alınması gerektiği ifade ediliyor.