TEMA Vakfı’ndan seçim öncesi ‘Ekosiyaset Belgesi’

TEMA Vakfı’nın, 14 Mayıs 2023 seçimi öncesinde hazırladığı Ekosiyaset Belgesi’nde, toprak başta olmak üzere; doğal varlıkları, biyolojik çeşitliliği ve iklimi koruma amacıyla uygulanması önerilen çevre politikaları özetlendi.

İklim, enerji, madencilik, mekânsal politikalar ve çevresel etki değerlendirme süreçleri kapsamında mevcut durumun incelendiği belgede, başlıca sorunlara dikkat çekilerek çözüm önerileri sunuldu. Çalışma hakkında bilgi veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Hazırladığımız Ekosiyaset Belgesi ile ülkemizde canlı yaşamının, toprak, su, hava, mera, orman varlıklarının, korunan alanların ve iklimin korunması amaçlanıyor. Aynı zamanda doğaya müdahale gerektiren konularda korumacı, denetleyici, bütüncül yaklaşımlar geliştirilirken, kamusal ve toplumsal yararlar gözetilerek ekolojik politikalar oluşturulması talep ediliyor.

Üstün kamu yararı ilkesini ve bilimsel gerçekleri esas alarak hazırladığımız önerilerimizi siyasetçilerin benimsemesini ve öncelik vermesini bekliyoruz. Cumhuriyetin 100. yılında yaşam ve felaketler arasında bir seçim olmasın” çağrısında bulundu.

“SON 30 YILDA TARIM ARAZİLERİNİN BEŞTE BİRİ KAYBOLDU”

Türkiye’de tarım arazilerinin, ormanların ve diğer doğal alanların hızla kaybedildiğine dikkat çeken Deniz Ataç, “Türkiye’de son 30 yılda mevcut tarım arazilerinin yaklaşık beşte biri, son 50 yılda ise meraların neredeyse yarısı kaybedildi. Tarım arazilerinin ve meraların amacı dışında kullanımının önünü açarak gıda güvenliğimizi tehdit eden tüm uygulamaların önüne geçilmesi için acil önlemler alınması gerekiyor. 2021 yılı istatistiklerine göre; Türkiye’de karasal ve denizel koruma alanlarının ülke yüz ölçümüne oranı sırasıyla yüzde 8,7 ve yüzde 4’tür. Bu oranlarla dünyada korunan alanlar sıralamasında ise 177 ülke arasında 133’üncü konumdayız. Ülkemizde koruma alanlarımızı artırmalı, temiz enerjiye geçişi planlamalı ve Kanal İstanbul, 3. Havalimanı gibi büyük kentsel projeler ve metalik madenciliğin doğal varlıklarımız üzerinde sebep olduğu tahribatı acil olarak durdurmalıyız” diyerek iklim krizinin her geçen gün şiddetini artırdığını, Türkiye’nin sera gazlarına yol açan etkinliklerin azaltımı ve iklim değişikliğinin etkilerine uyumu konusunda net bir politika belirlemesi gerektiğinin altını çizdi.

EKOSİSTEM ÖNCELİKLİ BİR ANAYASA VURGUSU YAPILDI

Mevcut kanunların doğal varlıkları koruma esası ile yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizen Ataç, kanunlar ve yönetmeliklerin, anayasa ile teminat altına alınmadığı sürece yaşam ve ekosistem haklarının sürdürülebilirliğini sağlamakta yeterli olmadığını kaydederek, ekosistem öncelikli bir anayasaya gerektiğini vurguladı. Deniz Ataç, ayrıca doğa olayları felakete dönüşmesin diye doğayı tahrip eden uygulama ve yaklaşımların tespit edilerek, bunlara temel oluşturan politikaların ortadan kaldırılması için siyasilere çağrıda bulunduklarını belirtti.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*