Son dönemdeki gelişmeler, Arap ülkelerinin Irak’taki çatışmalara gizlice dahil olduklarını ortaya koydu. Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıların ardından, Suudi Arabistan ve Kuveyt’in de benzer operasyonlar düzenlediği öğrenildi. Reuters’a göre, Nisan ayında gerçekleştirilen hava bombardımanlarıyla Ketaib Hizbullah’a ait askeri tesisler ve insansız hava aracı (İHA) merkezleri hedef alındı.
Bu gizli operasyonların ardında yatan strateji, bölgedeki güvenlik dinamiklerini değiştirmek amacıyla ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı geniş bir askeri yanıt zincirinin parçalarından biri olarak değerlendiriliyor. Bilgi sahibi kaynaklar, Kuveyt topraklarından Irak’a misilleme ateşleri yapıldığını da aktardı. Söz konusu bombardımanlar, çatışma süresince gizli kalmıştı ancak sızan bilgilerin ışığında, Körfez ülkelerinin İran’a karşı aktif bir şekilde savaşa katıldığı anlaşılıyor.
Reuters’ın Iraklı komutanlar ve Batılı yetkililere dayandırdığı raporlara göre, Suudi Arabistan’a ait savaş uçakları, Irak sınırındaki milis hedeflerini doğrudan vurdu. Kuveyt de bu saldırılara destek verdi. Nisan ayında gerçekleştirilen bu saldırılarda, özellikle Ketaib Hizbullah grubuna ait iletişim merkezleri ve İHA operasyon üssü tamamen imha edildi. Bu saldırılar sonucunda, birçok militan hayatını kaybetti.
Bir Batılı yetkili, bazı saldırıların 7 Nisan’daki ABD-İran ateşkesi sürecinde gerçekleştiğini belirtti. Operasyonların ana hedefi, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının gerçekleştirildiği noktalar oldu. Yetkililer, bu hedeflerin bölge güvenliği açısından ciddi tehditler oluşturduğunu vurguladı. Kuveyt topraklarından en az iki kez Irak’a roket saldırısı düzenlendiği de askeri raporlara yansıdı. Roketlerin hangi birlikler tarafından fırlatıldığı ise henüz netlik kazanmadı.
ABD ordusu konuyla ilgili yorum yapmazken, Kuveyt ve Irak hükümetleri de sessizliğini korumakta. Bu durum, bölgedeki askeri hareketliliğin ve güç dengelerinin daha da karmaşık hale geldiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.